• kış uykusu

    203.
    daha birkaç gün önce tekrar izlediğim başyapıt niteliğinde nuri bilge ceylan filmi.

    2014 yapımı cannes ödüllüdür.

    emekli olmuş bir tiyatro oyuncusunun, babasından kalan anadolu'da bir otelde, eşiyle ve kız kardeşiyle yaşadığı problemler, bambaşka hayatlar farklı bakış açılarıyla aktarılır.

    farklı düşüncelerin harmonisi insanı duygu yoğunluğuna sürükler. herkesin kendi kişiliğine dair çıkarımlar bulabilmesi mümkündür.

    196 dakikalık bir film olması sebebiyle fazlasıyla uzun metrajdır. ama insanı sıkmaz. izletir.

    haluk bilginer, demet akbağ, nejat işler, melisa sözen, serhat kılıç, ayberk pekcan gibi oyuncuları barındırır.
    3 -1 ... passenger in flames
    #38009091 :)
  • moderasyon tepkisizligi

    16.
    moderasyonun at gözlüklerini takıp formata takılı kalma sorunudur.

    özgür düşünce ayağına düzgün yazanları doğrayıp, ensest trolleri desteklemektir.

    aslında çözüm basit:

    mesela bunu yazan kişilere "orospu çocuğu" derseniz silik yiyebilirsiniz. çünkü küfür içeriyor. ama onun yerine "orospu çocukluğu yapılan başlık" yazdığınız zaman hiçbir sıkıntı yaşamayacaksınız.

    yüzde yüz garantili çözümdür. tartıştığım biri bana başlık içerisinde alenen beni kast ederek "böyle düşünen orospu çocukları sözlükte de var." yazıyor. moderasyon'a yaptığım şikayet bir aydır sonuçlanmadı.

    neden?

    çünkü formata uyuyor.

    siz de formata uyarak verin cevabınızı. acıtmadan sikerseniz sıkıntı yok.
    6 -1 ... passenger in flames
    #38008940 :)
  • firuz kanatlı

    5.
    çalışanları tarafından inanılmaz çok sevilen dededir kendisi.

    ruhu şad, mekanı cennet, toprağı bol olsun.

    allah rahmet eylesin.
    3 -2 ... passenger in flames
    #38003224 :)
  • sahibinden com daki emlak dolandırıcılığı

    2.
    bunun bir değişik versiyonu olan gel gel tayfası var. özellikle emlakçılar bunu sıklıkla yapıyor.

    şöyle ki; aslında olmayan bir evi, asla olmayacak bir fiyattan yayına koyuyorlar. daire sahibi olmak isteyen veya kiralama yapmak isteyen müşteriler de doğal olarak arıyor. "şu ilan için aramıştım." diye konuya giren müşteriye, "orayı yeni verdik, sözleşmesi imzalandı. aynı bölgede farklı alternatiflerimiz var. buyurun ofisimizde bir çayımızı için." filan diyerek yıkama yağlama çekiyorlar kabaca.

    bu taktiğin amacı da sahte müşteri ile cebinde para olan müşteriyi birbirinden ayıklamak. yıllardır başarı ile uygulanıyor. aynı emlakçıyı birkaç kez aradığımda hep aynısını işittim. sonradan durumu öğrendiğimde epey sinirlenmiştim.

    yüzlerine söyleyince de, "napalım abi gerekli/gereksiz arayan çok oluyor." diye pişkin pişkin cevap veriyorlar.

    ulan embesil, senin vaktin değerli de bizimki değersiz mi? haklı sebeplerinin var olması, gerçek alıcıyı salak yerine koymanı mı gerektiyor.

    o yüzden bu tür sitelerde elimden geldiği kadar sahibinden satılan ilanlara bakmayı tercih ediyorum.
    3 ... passenger in flames
    #38003071 :)
  • petrol fiyatları yüzde 600 düşecek imza akit

    2.
    takvim'le kapışır bunlar habercilik konusunda.

    (bkz: emekliye zam müjdesi)
    (bkz: takvim)
    2 ... passenger in flames
    #38003022 :)
  • emek hırsızı uber

    4.
    kimse kusura bakmasın uber candır. mafya yapılı taksiciliğe rakip olarak gelen en ciddi oluşumdur.

    söylenilenlerin aksine kalitenin artması taviz vererek olmaz; rekabet edilecek firma sayısına, rekabet gücüne ve fiyatlandırma politikasına bağlıdır. örneğin; eskiden turkcell'in fiyatlandırmasını hatırlayanlar iyi bilir. fahiş fiyatlar koyuyordu. peki sonra ne oldu? diğer operatörlerin sayısının artması, popülerleşmesi ve kampanyalarının artmasıyla deli gibi kan kaybedince fiyatlar gitgide indi. belki yine pahalı ama diğer operatörler ile uçurum yok arasında.

    şimdi dönüp bakalım taksilere. bu arada en baştan söyleyeyim bu mağdur taksici edebiyatını yapanlar da taksicilerden daha çok plaka sahibi zenginler. doymadılar milleti sömüre sömüre. yıllardır ağlayarak prim yapıyorlar fetö gibi.

    ee taksiciler kendilerine rakip olmadığı zamanlarda kafalarına göre at koşturup fiyatlandırma yapıyorlardı. müşteri beğenmeme huyları hala var.

    daha birkaç hafta önce 'hamile eşini kısa mesafe diyerek almayan taksi durağı' haberi döndü. ki çok var. istanbul'da kısa mesafe gitmek için yalvarsanız da götürmüyorlar.

    yolu uzatarak giden taksicileri anlatmaya gerek var mı?

    uber için vergi kaçırıyor diyerek baskı kurmaya çalıştılar ama yemedi. çatır çatır vergi ödüyor adamlar. asıl taksicilerin o torpido gözlerindeki makbuz koçanlarını hiç dolu göreniniz oldu mu? hele bir de binerken makbuz isteyeceğinizi söyleyin, taksimetre fiyatından 50 kuruş bile düşüyor mu göreceksiniz.

    pis araçları anlatayım mı? oturduğum koltukta sakız varmış, öylece oturdum bundan 3-4 yıl kadar önce. inerken fark ettiğimde iş işten geçmişti. taksiciye neden dikkat etmiyorsunuz aracınıza diye çıkıştığımda "bana mı sordun binerken, bakaydın" demesini mi anlatayım?

    "aç şu navigasyonu da nereye gidiyormuşsun görelim" diyerek beni elimde telefonumla 40 dk kitleyen taksiciyi mi savunayım?

    daha dünya kadar madde sıralarım da ruhum daralıyor anlattıkça.

    şimdi uber'e dönüp bakıyorsun. ne kadar ödeyeceğini bilerek biniyorsun. seni en yakın güzergahtan götürüyor. alternatif aramaya çalışmıyor.

    kısa mesafe de olsa uzun mesafe de olsa götürüyor. hiç sızlanmadan, şikayet bile etmeden.

    ukalalık yapan, üff püff yapan dangalak bir şoför yok. adam takım elbiseli, gayet şık geliyor. kapını açıyor. seni özel hissettiriyor. belli ki bu işe ihtiyacı var ve işini severek ve hakkını vererek yapıyor. çünkü senin ona vereceğin puan doğrultusunda para kazanıyor ve devamlılığı artıyor. bunu bildiği için de dikkatli davranıyor. ama taksici sigara içiyor. içi leş gibi kokuyor. bir de laf yiyorsun serzenişte bulunursan.

    seni 3 yaşını geçmemiş vip araçlarla götürüyor. bey, hanım veya efendim diyerek konuşuyor.

    her şeyden ve her şeyden öte uber ve taksi arasındaki fiyatlara bakarsak; 30 km'den sonra uber çok daha ucuz, 10-20 km arası taksi 5 lira daha ekonomik, 0-10 km arası ise taksi 10 lira ucuza geliyor. tabi taksilerde dur-kalk veya trafikte beklemek de para yazdığından dolayı eğer ki bu km'ler için trafik sıkışıklığı varsa aynı fiyata geliyor. 5 lira için allaha emanet gitmektense uber'i tercih etmek de doğal bir seçim tabi.

    e şimdi bütün bunları bildikten sonra paramla rezil olacağımı bilerek taksiye mi binerim; yoksa uber'i mi tercih ederim?

    sizce düşünmeye gerek var mı?
    4 ... passenger in flames
    #38002920 :)
  • yeni alınan defterin ilk sayfasına özenerek yazmak

    1.
    ta ilkokul yıllarından beri süregelen bir durumdur.

    o ilk sayfa o kadar özenli bir şekilde yazılır ki inci gibi olur maşallah. harf aralıkları, harf boyutları, girinti çıkıntılar aşırı nizamidir. eğer genel yazı kurşun kalemle yazılıyorsa, başlıklar renkli ya da tükenmez kalemle yazılır. ciddi bir özen söz konusudur.

    ama sayfalar ilerledikçe kenarında köşesinde imza çalışmaları olsun, karikatür çizmeye çalışmak olsun, gereksiz notlar, saçma sapan karalamalar vs. süsler durur. artık o defter sadece bir defter haline gelmiştir.

    son sayfalarını anlatmaya zaten gerek yok. ya fihrist olmuştur, ya da bir şekilde bir sebeple yırtılmıştır.
    2 ... passenger in flames
    #38002728 :)
  • uludağ sözlük

    21132.
    sanki şöyle bir sallandık çöktük gibi hissettim.
    2 ... passenger in flames
    #38002607 :)
  • ahmet davutoğlu 15 temmuz da neredeydi

    1.
    biraz uzun bir haber ama sert açıklamalar var. okuyun derim.

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın AK Parti Milletvekili ve eski başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dün Devlet Bahçeli'ye yönelik yaptığı açıklamaya yanıt verdi. isim vermeden Bahçeli'nin 17-25 Aralık sürecinde FETÖ ile işbirliği yaptığını iddia eden Davutoğlu'na yanıt veren Yalçın'ın, "AKP milletvekili Ahmet Davutoğlu'nun şaşkın beyanatı üzerine" başlıklı açıklamasında, "Mazul ve sakıt (azledilmiş ve düşmüş) başbakanlardan Ahmet Davutoğlu, yemeyip içmeyip Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin dünkü grup toplantısında yaptığı açıklamalara ilk akşamdan telaş ve tahrik edici bir üslupla cevap yetiştirmiştir" denildi.

    "Davutoğlu, dışişleri bakanlığı ve başbakanlığı döneminde 'stratejik derinlik' adı altında uygulamaya koyduğu aptalca, ahmakça ve afaki politikalarla zarar verdiği partisinin arkasına saklanarak MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'ye hadsizce dil uzatmıştır" diyen Yalçın'ın açıklamasından başlıklar şöyle:

    Kimliksiz kötü niyet esiri

    Davutoğlu suçüstü basılmış, yüzsüzlüğünün kurbanı, kimliksizliğinin ve kötü niyetinin esiri olmuştur. Bu şahıs, siyaset düşüğü, siyaset safrası olarak bir kenara atılmış, unutulmaya başlamıştır. Bu itibarla, kendisine yönelik doğrudan veya dolaylı bütün değerlendirme ve tenkitleri kamuoyunda hatırlanmak, küllenmiş varlığını belli etmek için fırsat görmektedir. Bitmiş tükenmiş bir siyasetçinin sanrı ve sancıları Davutoğlu'nun iliklerine kadar nüfuz etmiş, ilkelerini yıkmış geçmiştir. Bu durum acınacak bir halin hazin tecellisidir.

    Konya'nın sabun fabrikaları yetmez

    MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'ye karşı ölçüsüz, seviyesiz, hadsiz ve ayarsız (10 maddelik) cevabının nedeni; ayaklar altındaki onurunu (aklınca) kurtarma gayreti, MHP üzerinden pirim toplama hevesi ve karanlık ortaklarına şirin görünme gayesidir. Oysa Ahmet Davutoğlu siyaseten mevta, ahlaken imha, fikren ve vicdanen yok hükmündedir. Sayın Davutoğlu, geçmişteki yanlış ve günahlarını unutturmak için çırpınsa da biz kendisine birer birer hatırlatacağız. Türkiye'nin; çok sayıda uluslararası krizi kucağında bulması Davutoğlu'nun marifeti, beceriksizliğinin eseri, gayri milli bakışının sonucudur. Davutoğlu'nun siyasi hatalarla batırdığı başbakanlık makamını yıkamaya Konya'nın sabun fabrikaları bile yetmemiş; ortaya çıkan pis kokuların dağıtılmasının çaresi, kirliliğin ve kötü kokunun kaynağını kurutmakta bulunmuştur.

    Bırakın Emevi camisini

    Diğer taraftan, "Yeni Osmanlılık" Davutoğlu için bir tür siyaset oyuncağı, siyasi istismar vasıtası yapılmıştır. Ama bu oyuncak hem kendisinin hem de Türkiye'nin başına nice gaileler ve musibetler açmıştır. Davutoğlu, bölgemizin gerçeklerini, uluslararası ilişkilerin seyrini, tarih ve coğrafyanın çağrılarını görmeyerek zalimlerin ağına düşmüş, ürettiği Irak ve Suriye politikalarıyla hem kendisini hem de ülkemizi çuvallatmıştır. Suriye krizi baş gösterince, birkaç gün içinde Suriye'deki rejiminin yıkılacağını öne sürerek Sayın Erdoğan'ı yanıltmış, yanlışa sürüklemiştir. Emevi Camii'nde namaz kılınacağına dair yavelerinin kaynağı da dipsiz Davutoğlu'dur. Bırakınız Emevi Camii'nde namaza durmayı; sınırlarımızın hemen dibindeki ata yadigârı vatan toprağı olan Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu, aziz ecdadımızın bir sandığa koyulan kemiklerinin taşınmasından sonra rezilce terk edilmiştir. Davutoğlu, taşınma işlemleri dolayısıyla PYD'ye teşekkür edecek kadar küçülmüş, yerin dibine girmiştir. PKK/PYD'nin Suriye'de güçlenmesinde en büyük vebal Davutoğlu'na aittir.

    Barzani ile arasında benzerlik var

    Ahmet Davutoğlu, ABD tarafından Suriye'de PYD eliyle oluşturulmak istenen terör devletini öngörememiştir. Çünkü durduğu yer yanlış, baktığı yer çukurdur. Bölgede Rusya faktörünü görmezden gelmiştir. Suriye rejiminin dinamiklerini iyi tahlil edememiştir. Barzani'nin çocukluk hayallerini süsleyen bağımsız Kürdistan rüyasıyla Davutoğlu'nun stratejik bönlükleri arasında psikolojik benzerlikler bulunmaktadır. Türkiye'nin bölgenin dominant aktörü olmasına dayanan hayali Osmanlıcılık; Türkiye'nin bölgeden izole edilmesi sonucunu getirmiş, ülkemizin uluslararası platformda itibar kaybetmesine ve güvenilmez bir devlet konumuna düşmesine yol açmıştır. Davutoğlu dönemi öncesinde Türkiye'nin bölge ülkeleri ile geliştirdiği iyi ilişkiler, yerini bir güvensizlik ve korku atmosferine bırakmıştır. Davutoğlu'nun ayağı yere basmayan fikir ve görüşleri yüzünden Ortadoğu, Balkanlar ve Orta Asya'daki itibarlı Türkiye imajı büyük zarar görmüştür.

    FETÖ'ye arka çıktı

    Türkiye'nin dünyada ve bölgesinde içinden çıkılması zor krizlere sürüklenmesinde en büyük suç ve sorumluluk Kiziroğlu olmaya özenen, ama krizoğlu olarak tarihe geçen Davutoğlu'nundur. Onun döneminde FETÖ'ye arka çıkılmış, devletin en hayati kurumlarındaki FETÖ'cüler gereğince temizlenemediği için Türk Milleti bölücü örgüte doğrudan hedef olmuştur. Davutoğlu dönemi sonrasında Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ve Başbakan Sayın Yıldırım, onun yanlış politikalarının izlerini silmek, bölgede ve dünyada yitirilen güveni yeniden sağlamak için gayret göstermişlerdir. Türkiye'yi cendereden çıkarma çabaları hâlen devam etmektedir. Sabık, mazul ve sakıt başbakan Ahmet Davutoğlu'nun günahları sıralanmakla bitmeyecektir. Davutoğlu, yurt dışındaki FETÖ okullarının himayesi için diplomatik temsilciliklerimizden istekte de bulunmuştur. Davutoğlu'nun himayeci politikaları yüzünden FETÖ'cüler 15 Temmuz'un zeminini hazırlayabilmişlerdir. Bütün bunlara rağmen utanıp sıkılmadan hâlâ kerameti kendinden menkul dış politika stratejileri yumurtlamaya devam etmektedir.

    Deli musalara mı karıştı?

    Sultan Birinci Abdülhamit döneminde sırf isimleri "Mehmet" olduğu için sadarete getirilen ve çapsızlıkları ortaya çıkınca kısa sürede görevine son verilen 7 paşadan biri olan Yağlıkçızade Derviş Mehmet Paşa gibi, Ahmet Davutoğlu da isim ve soyadında bir keramet bulunmadığı kısa sürede anlaşılarak azledilmiştir. Buna rağmen Sayın Davutoğlu niye azledildiğini henüz idrak edememiştir. Modern Yağlıkçızade Ahmet Davutoğlu, hem kel hem fodul, hem suçlu hem de şuursuzdur. Siyasi gürültüye, mugalataya başvurarak suçunu bastıracağını sanacak kadar gafildir. Keçeyi suya atmış, çıkan yerlerini taşlamaktadır. Galiba, ucuz kahramanlık ve yeniden ismini parlatma peşindeki mazul başbakanın gözüne bir görünen vardır. Kendini Mehdi zanneden FETÖ elebaşı gibi, başbakanlığı döneminde üstün hizmetler verdiğine inanan Davutoğlu da hezeyan içindedir ve halüsinasyon görmektedir. Türkiye'nin başına ördüğü çorapların farkında olmayan mazul başbakan Davutoğlu, Kerkük için 10 maddelik öneride bulunduğuna, Sayın Devlet Bahçeli'nin açıklamalarına yine 10 maddelik bir cevap metni hazırladığına göre acaba kendini siyasetin Musa'sı mı sanmaktadır? Yoksa Deli Musalara mı karışmıştır?

    15 Temmuz gecesi nerede saklandı?

    Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanı uzun süredir kendisinin halt ve pisliklerini temizlemek için çaba gösterdiğini fark etmemiş midir? Etrafındakilere ve kendisine geçmişte büyük bir iyi niyetle imkân tanıyanlara zarar verdiğini neden görmek istememektedir? Kuyruğunu kıstırıp susacağına neden aşağı mahalle lafçıları gibi konuşmakta, niçin çenesini kapamamaktadır? iktidara karşı dolaylı bir yıpratma stratejisi mi takip etmektedir? Uluslararası aktörlerin ajanı olan Aydınlıkçıbaşı gibi sübliminal mesajlar vererek iktidarı yıpratmayı mı hedeflemektedir? Sahi, Sayın Davutoğlu 15 Temmuz 2016 gecesi nerede saklanmıştır?

    Sabrımızı zorlama

    Barzani ancak senin gibi konuşur, Kerkük'e ancak senin gibi bakardı. Türkiye ön aldıkça arkaya düşüyor, Türkiye bölgeye müdahil oldukça stratejik derinliğin kâbusuyla uyanıyorsun. Milli birlik ve beraberlikten ürküyor, 15 Temmuz sonrası inşa edilmiş sağlam mukavemeti baltalamak için her fırsatı, her ihtimali namertçe kolluyorsun. Kerkük Türk'tür sözüyle sarsılıyor, milli bekanın müdafaasından tek kelimeyle öcü gibi korkuyorsun. Boşuna serok olmadın. Boşuna iktidarında rezaletlere imza atmadın. Şimdi söyle bize, 10 maddeyi eline kimler tutuşturdu? 10 maddelik imha ve ihanet belgesini sana kimler havale etti? Akıl sahipleri kimlerdir? Tutsaklığına razı olduğun efendilerin bildiğimiz odak ve karanlık çevreler midir? Kimsin, neye hizmet ediyorsun, hangi hain emelleri gözetiyorsun? Taşkent'li yörük olarak Kobaniye selam vermekten, Barzani'yi omuzunda gezdirmekten hiç mi utanmadın? Pensilvanya'dan aldığın sufleler, FETÖ'yle yaptığın verkaçlar kara bir leke gibi alnına çalındı. Hâlâ ıslah ve terbiye olmadın. Sen kim, Genel Başkanımıza sataşmak ve saldırmak kim? Sana tavsiyemiz, haddini bileceksin, sabrımızı daha fazla zorlamayacaksın. Kripto damarın tutuyor, Pensilvanya özlemin canlanıyor, ama hesaba çekileceğin günler de hızla yaklaşıyor.

    kaynak

    edit: aksi bir fikri olup da bunu yazamayacak ya da yazmaktan korkacak kadar beyin yoksunlarının ezbere eksilemesi de ayrı bir muamma. beyniniz var, size kullanmanız için verilmiş. aksini düşünüyorsan da bununla ilgili bir şeyler yazabilirsin. kimse engellemiyor. ben olduğu gibi aktardım, eksi vermek nasıl bir ego tatmini?
    2 -2 ... passenger in flames
    #38001230 :)
  • yurt dışına çıkacak çocuk için gereken izinler

    1.
    çocuk, annesi ve babası dışında bir kimseyle yurt dışına çıkacaksa; anne ve babası tarafından imzalanmış, noter onaylı muvafakatname gerekir.

    aynı şekilde, ebeveynlerinden biri ile yurt dışına çıkacağı durumda da; diğer ebeveyn tarafından imzalanmış, noter onaylı muvafakatname gerekir.

    şayet ebeveynler ayrı ya da boşanmış ve çocuğu yurt dışına götürecek olan ebeveyn, diğer ebeveyne hiçbir şekilde ulaşamıyor ya da muvafakat alamıyor ise; mahkemeden izin alınabileceği gibi boşanan ebeveynler arasında çocukla ilgili anlaşma protokolü varsa, diğer ebeveynin muvafakati olmadan çocuğun velayetine sahip ebeveyn ile 28 gün süreyle yurt dışına çıkabilir.
    2 ... passenger in flames
    #38001157 :)
  • beşiktaş ın kasasına girecek 43 milyon euro

    1.
    şampiyonlar liginde bir galibiyet daha alması halinde türk takımları arasında 43 milyon euro gelir sağlayarak rekor kırmış olacak.

    bir galatasaray'lı olarak beşiktaş'ı sonuna kadar destekliyorum.

    kaynak
    3 ... passenger in flames
    #38000824 :)
  • beşiktaş a döşenen borular

    1.
    ses gelmeyen borulardır.

    (bkz: monaco nun beşiktaş a döşeyeceği boru)
    (bkz: leipzig in beşiktaş a döşeyeceği muazzam boru)
    (bkz: porto nun beşiktaş a döşeyeceği boru)

    beşiktaş tesisatçı oldu hepsine boruyu döşedi.

    tebrikler beşiktaş , tebrikler türkiye.

    3/3 tam gaz devam.

    o zaman başlık parselleyelim.

    (bkz: beşiktaş ın monaco ya döşeyeceği boru)
    7 ... passenger in flames
    #37998409 :)
  • portakal suyunun vitaminsiz ve sağlıksız olması

    4.
    (#37993511)

    sağlıksız olması = şeker hastalığına yol açması.

    bir bardak portakal suyu için, ortalama 3-4 portakal sıkılıyor. bundan dolayı da diyabeti hızlandırıyor.
    3 ... passenger in flames
    #37993539 :)
  • portakal suyunun vitaminsiz ve sağlıksız olması

    1.
    doğru bilinen yanlışlar listesine bu hafta hızlıca girerek liste başı olmayı başaran durum.

    ben demiyorum, canan karatay teyzemiz söylüyor. c vitamini küpü olarak bildiğimiz portakalın içerisindeki vitaminin; suyunda değil, zarında olduğunu belirtiyor. o yüzden de "portakal suyu içmeniz hiçbir halta yaramıyor diyor."

    hatta portakal tüketim yoğunluğunun zamanla şeker hastalığına yol açacağını belirtiyor.

    c vitamini almak için portakal yerine; kuru soğan, kuzu eti, az yağlı sebzeli yemekler veya turp yememizin daha doğru olacağını belirtiyor.

    kaynak
    5 -1 ... passenger in flames
    #37993505 :)
  • halı saha adabı

    1.
    halı sahada maç yapmak, öyle "ben parasını verir, çıkar oynar, çıkışta baklavamı yerim abi." diye basite indirgeyebileceğiniz bir mevzu değil.

    her şeyden önce belli başlı jargonları, kendine göre adabı var.

    - bir kere sabit bir kaleciniz yoksa, sızlanan bir geçici kaleci olmalı. "abi 15 dakika oldu, sen geç" diyebilmeli.
    - allahını seven defansa gelsin, yeter ya diyen defans oyuncuları itinayla seçilmeli.
    - kafanı kaldırarak oyna, bas topa gibi öğütler veren oyun kurucu orta saha olmalı.
    - paslı oynuyoruz beyler diyerek teknik direktifleri sıralayan bilirkişiler olmalı.
    - birini sakatlamayı kendine misyon edinmiş olan çivili veya dişli krampon giyen en az bir tip olabilmeli.
    - maç sonu "ayağınıza sağlık beyler" selamlaşma ve kapanış seramonisi.
    - çıkışta arabayla gelmiş olanlar servis güzergahı belirleyebilmeli.

    eklemek isteyen yazarlar yeşillendirsin.
    6 ... passenger in flames
    #37993248 :)
  • kavgaya adam çağırma sanatı

    14.
    kavgada nasıl adam çağrılır'ın yaşanmış ama başarısız olmuş bir örneğini anlatayım.

    lisede olduğumuz dönemler. kanımız fazlasıyla hızlı akıyor tabi. hani nasıl diyeyim, el yumruğunu yemeyen kendininkini balyoz sanırmış derler ya öyle bir dönemdeyiz. grupça dolaşmalar, havadan nem kapmalar filan değişik hallerdeyiz. bir de şöyle bir gerçek var: perşembe akşamları kurtlar vadisi var show tv'de, cuma günü banko kavga oluyor okulda. hepsi de siktiriboktan sebepler. ne bilim kantinden patates ekmek alırken sıra kapma, ne bakıyon lan, gözünün üstünde niye kaş var gibi sebepler. anlayın yani.

    ben de öyle iri kütleli, boylu poslu bir adam değilim o zamanlar. kendi götüne güvenecek kadar meydan okuyamam sağa sola ama grup halinde dolaşınca yiğitlik yapabiliyorum. buna grup psikolojisi mi dersiniz arkana mı güveniyorsun dersiniz, takdiri size bırakıyorum sevgili yazarlar. bir de üst sınıflar abilik yapıyor filan diye nasıl gazlıyoruz birbirimizi. abilik dediğime bakmayın. teneffüslerde denk gelince "var mı karışan eden?" diyorlar. genelde yettiğimiz için "yok" diyoruz. ama kendilerince verdiği bu sigortadan dolayı da getir götür işleri yaptırıyor piçler.

    her neyse, yine o tarz bir oluşumda cuma sabahı bu sefer ben birine dikleniyorum. sebep de basketbol topu bunun önüne yuvarlandı, at dedik atmadı. çok önemli yani, adam öldürülse yeridir. mevzuya bak.

    çıkışta kavga olarak randevulaşıyoruz karşı tarafla. karşı taraf dediğim de aynı okulda 9. sınıflar. abartısız söylüyorum tüm 10. sınıfları ve yan okuldan destekçileri toparladık örgüt olarak. yan okuldan destekçi olarak adlandırdıklarım da öğle aralarında beraber tek dal sigara içtiğimiz adamlar. biz anadolu lisesindeyiz diye bebe muamelesi yapıyorlar, bir şey demiyoruz. sigara otlanıyorlar sesimizi çıkartmıyoruz filan. kavgaya geliyor olma sebepleri de bunun diyeti yani.

    okul çıkışı biz, abartmadan söylüyorum 80-90 kişi varız. bizim adana'da meşhurdur, oralılar bilir büyük kavgaları. sayımız fazla diye zaten kendimizi tanrının yeryüzündeki vücut bulmuş hali gibi görüyoruz. bunlar bir geldiler. kavga ettiğim çocuk ve yanında 3-4 tane abi. abilerin de maşallahı var biscolata erkeği gibiler. boy, kas, ihtişam hepsi var.

    çıktı içlerinden biraz daha sözü dinleneni. "kim kavga etti lan" dedi. dedim "ben". "gel lan" dedi. seve seve (!) gittim. bacağım kadar kasatura çıkardı. "burda arkadaşı için ölmek isteyen kalsın gerisi yol alsın dedi."

    bakmayın önde durduğuma, kavga benim kavgam olmasa ben de giderdim. oldum olası sevmem ama arkadaş ortamı, dışlanma korkusu derken dahil olmak durumundaydım senelerdir. doğrusunu yanlışını tartışmıyorum ama o zamanlar bu sebepler önemliydi insan hayatında. sigaraya da aynı korkularla; dışlanma korkusu ve arkadaş ortamı gibi sebeplerle başladım. allah hepsinin belasını versin.

    neyse konuya dönelim, biz 10 kişi ya kaldık ya da yokuz. kalanlar da höd deseler arkasına bakmadan kaçacak tipler. ağır delikanlı kardeşlerin hepsi gitti zaten. kalanların da derdi tahminimce, yıl sonuna kadar "bak kavgana bile ölümüne kaldık." deyip serbest sigara otlanma hakkına sahip olacak it kopuk tayfası.

    sıçtık derken diğer bir abi bana bastı tokadı sebep yokken. zaten tırsıyordum, iyice allaha emanet hale geldim. "seni burda öldüreyim mi?" dedi. yapma etme derken diğer çocuklar da geri adım atmaya başladı. o sözü geçen kasatura çıkaran abi kaldırdı beni "kavga etmeyin gençler, kavga kötüdür. üzülürsünüz. okuyun okulunuza bakın" filan diyerek sosyal mesajlar veriyor bu sefer.

    "lan daha 3 dakika önce kasatura sallayan sen değil misin, şimdi akıl mı veriyorsun göt" diyemediğim için "tamam abi." dedim.

    o günden sonra anladığım tek şey kavgalarda kimseye güvenmeyeceğim. hayat kavgasında da kimseye güvenmem, fiziksel güç gerektiren kavgalarda da hiç kimseye güvenmem.

    "ben kendime yeterim, yettiğim kadarıyla da yetinirim, yetinmesini bilirim." hayat felsefem de budur.

    kalın sağlıcakla. çok uzun olduğunun farkındayım, kusura bakmayın *
    11 ... passenger in flames
    #37993100 :)
  • nesil atlama kodu

    2.
    nesil atlarken en sonda bölüm sonu canavarı var troll kardeş. ona dikkat etmelisin *
    2 -1 ... passenger in flames
    #37992859 :)
  • melih gökçek istifa etti

    4.
    (bkz: iphone 12 nin inanılmaz özelliği)
    (bkz: mucize hap ile bir haftada 9 kilo veren ünlü)
    9 ... passenger in flames
    #37985860 :)
  • garaj org

    27.
    2004 - 2005 yıllarında, lise yıllarımdayken türkiye'de müzik yapan bir çok alternatif grupların, iyi müzisyenlerin bilgilerinin yer aldığı (tabi o zamanlar grupları myspace'den ya da yonja'dan filan ekleyip takip ediyoruz.) sağlam bir platform.

    müzik aleti, müzisyen, ekipman bulmak isteyenlerin ve grup kurmak isteyenlerin uğrak noktası olan yegane siteydi.

    yıllar sonra tekrar davul çalmaya devam etmek istememle siteye girdim, sitenin hala aktif olduğunu görünce çok şaşırdım. ilan verdim, gayet ciddi sayıda kullananlar da varmış, geri dönüş yapılıyor. anlık çevrimiçi kayıtlı kullanıcı sayısı 20-30 arası değişiyor.

    rakip olarak o zamanlarda punkerland vardı bir de. orada da ortam fena sayılmazdı.

    hey gidi günler hey.

    şimdi reklamlar:

    bu arada bursa'da doksanlar türkçe/yabancı pop/rock çalmak istiyorum. önceliğim muhabbetiyle keyif veren, uyumlu, kafa dengi insanlar olması. amaç müzik yapmak, öyle ha denince sahne durumu filan yok. iyi bir vokale, gitariste, basçıya ihtiyacım var. duyurulur *

    merak edenler için buradan siteye girip kurcalayabilirsiniz.
    6 ... passenger in flames
    #37965985 :)
  • bu başlıkta yeşilcam argosu kullanıyoruz

    23.
    ramazan'ı bulun, ramazan'a 5000 lira verin. bu karıyı boşasın, bir daha da eve gitmesin. kızı evden alıp yatılı okula verin, orospu olacaksa da okumuş orospu olsun.

    yılmaz güney - umutsuzlar

    https://video.uludagsozluk.com/v/orospu-olur-diye-kızını-üniversiteye-göndermemek-1606/

    7 ... passenger in flames
    #37964783 :)
  • yeni şeyler getiriyorum